Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      94,66
      % 0,40
      BIST
    • DOLAR
      3,56
      % -0,16
      Dolar
    • EURO
      3,88
      % 0,16
      Euro
    • ALTIN
      144,96
      % 0,33
      Altın



Yeniden Koruculuk ve yeni Korucular

Tarih: 05-10-2015 17:31:34 Güncelleme: 05-10-2015 17:43:34 + -


Koruculuğun kaldırılması beklenirken, yeni kadrolar açılacağının ilan edilmesi endişelere neden oluyor.


Yeniden Koruculuk ve yeni Korucular

Silahlı çatışmaların başladığı 1984 yılında gündeme gelen güvenlik siyasetinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve ciddi toplumsal sorunlara ve suçlara neden olan Koruculuğun kaldırılması beklenirken, yeni kadrolar açılacağının ilan edilmesi endişelere neden oluyor.
Silahlı çatışmaların başladığı 1984 yılında gündeme gelen güvenlik siyasetinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve ciddi toplumsal sorunlara ve suçlara neden olan Koruculuğun kaldırılması beklenirken, yeni kadrolar açılacağının ilan edilmesi endişelere neden oluyor. Kürtlerin hak talebini  güvenlik sorunu olarak gören devlet 12 Eylül Cuntası döneminde uyguladığı Sıkıyönetim sürecinde uyguladığı Koruculuk sistemini 1988’de ilan ettiği Olağanüstü Hal’i Yasası ile kurumsallaştırarak sivil bir milis ordusu kurmuştu. Osmanlı Döneminde özellikle Ermenilere ve muhalif kalkışmalara karşı II. Abdülhamit tarafından oluşturulan Hamidiye Alayları’nın modern versiyonu ve devamı olan Koruculuk 1985’te fiilen devreye koyuldu. Koruculuk sistemi, 1984’te başlayan silahlı Kürt hareketinin başlamasının hemen ardından, 1985 yılında, “terörle mücadele” gerekçesiyle, 22 ilde ‘Geçici Köy Koruculuğu’ adı altında yürürlüğe sokulmuş  93’te de 13 kentte daha  “Gönüllü Köy Koruculuğu”nun getirilmesiyle, toplam 85 bin kişiden oluşan sivil bir ordu kuruldu. 2000’li yıllara doğru 90 bine yükselen Korucuların sayısı ilan edilen ateşkesler ardından azaltılmıştı. Ancak 2013’te başlatılan Çözüm Süreci’nin en çok tartışılan konularından biri olan Korucular tasfiye edilmemişti. Korucular 3 yıllık müzakere sürecinin ardından geçtiğimiz Temmuz ayında başlayan çatışmalar dolayısıyla yeniden devreye giriyor. 

 

“Daha etkin hale getirilecek” 

 

İçişleri Bakanı Selami Altınok, geçtiğimiz günlerde “Doğu ve Güneydoğu’da bulanan Koruculuk sisteminin daha etkin noktaya gelebilmesi için boş bulunan 5 bine yakın Korucu kadrosu ilanlarımızı başlatıyoruz” diye açıklamada bulunmuştu. Böylece Çözüm Süreci’nde pasif durumda bekletilen Korucular yeniden sahneye çıkıyor. 

Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu verilerine göre 46 bin 500 aktif Korucu var. Sadece silah alarak çalışan Korucu sayısı 25 bin. 2007 yılında emekliliğe ayrılan Korucu sayısı ise 25 bin. Ancak İçişleri Bakanı Selami Altınok’un “müjde“ olarak verdiği haberde 5 bin Korucu daha alınacak. Bu durumda devletin sivil milis sayısı bölgede artacak. 

Genellikle Kürtlerden seçilen Korucuların bölgedeki eylemleri, karıştıkları suçlar ve halk arasında neden oldukları bölünmüşlük düşünüldüğünde, bu silahlı milislerin yeniden cepheye sürülmesi durumunda neler yaşanacağını tahmin etmek zor değil. Yeniden devreye sokulan Koruculuğu Bingöl Üniversitesi’nden Akademisyen Mehmet Seyman Önder, Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, Korucuların geçtiğimiz yıllarda katliam yaptığı Mardin’e bağlı Bilge Köyü’nün eski muhtarı Abdurrahman Çelebi, Amed Göçder Başkanı Yılmaz Kan ve Koruculuk sistemi mağdurları Bas Haber’e değerlendirdi. 

 

“15 Bin Korucu alınacak” 

 

Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen yeni Korucu alımlarının sadece 5 bin ile sınırlı kalmayacağını söylüyor. 1 Hafta içerisinde Koruculuk için 20 bin başvurunun olduğunu belirten ve yeni Korucuların alınacağı açıklamasından önce 24 Ağustos’ta Başbakan ile görüştüklerini söyleyen Sözen, 1 Kasım seçimleri sonrasında 10 bin Korucunun daha alınacağını belirtiyor.

 

“Koruculuk meslek değil davadır”

 

Korucuların bir kısmı hem maaş hem silah alırken bir kısmı ise sadece silah alarak bu işi gönüllü yapıyor. Ancak devletin PKK karşısında koz olarak tuttuğu Korucuların sosyal hakları yok. 1 yıl önce Korucular sosyal haklarını almak için İçişleri Bakanlığı’na Diyarbakır Bölge İdare Mahkemesi dava açmış ve bu dava Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştı. Sosyal hak ve güvence eksikliğine rağmen Sözen “Koruculuk bir meslek değil dava ve yaşam şeklidir” diyor. Ziya Sözen, “Koruculuk PKK’nin sebebi değil sonucudur. Bizim için sosyal güvence, maaş sosyal haklar önemlidir ama söz konusu vatanımızın bekaası ise biz bunların hepsini bir tarafa bırakmak zorundayız” sözleriyle Koruculuğu neden tercih ettiklerini açıklıyor. 

 

"Köy Korucularının karıştıkları suçlar" 

 

Köy Korucularının sayılarının en fazla olduğu kentler 8 Bin 832 ile Şırnak, 7 bin 90 ile Hakkâri ve 5 bin 531 ile Bitlis iken Korucuların karıştıkları suçlar ise İHD’nin raporuna göre şöyle; 38 köy yakma, 14 köy boşaltma, 12 taciz ve tecavüz, 22 insan kaçırma, 294 silahlı saldırı; 176 kişiyi silahlı saldırılar sonucu yaralama, 132 kişiyi silahlı saldırı sonucu öldürme, 2 kayıp olayı, 50 infaz, 70 gasp, 454 işkence ve kötü muamele, 9 intihara sebebiyet verme, 17 ormanlık alan yakma yani toplamda terör suçlarıyla ilgili 2 bin 384, mala karşı işlenen suçlarla ilgili 934, şahsa karşı suçlarla ilgili bin 234, kaçakçılık suçlarıyla ilgili 420 olmak üzere, toplamda 5 bin civarında Geçici Köy Korucusu suç işledi ve 853 Korucu bu davalardan tutuklandı. 

Korucular tarafından işlenen en korkunç suçlardan biri Mardin Mazıdağ’ına bağlı Bilge Köyü’ndeki katliam. Korucu silahlarıyla gerçekleşen katliamda kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 44 kişi yaşamını kaybetti. Bilge Köyü katliamından sonra Korucuların tasfiye edilmesi gündeme gelmişti. Ancak dönemin Genelkurmay Başkanı “katliam ile Koruculuk arasında bağ kurulmasının yanlış olduğu” ve “katliamdan Koruculuk sisteminin sorumlu gösterilemeyeceği” yönünde açıklamalarda bulunmuştu. Hükümet yetkilileri de “Koruculuğun bir ihtiyaçtan doğduğu, kaldırılmasının söz konusu olamayacağı, ancak ihtiyaca göre gözden geçirilebileceği” söylemişti. 

Ziya Sözen de bu durumun aksini savunarak “Genelkurmay Başkanı’nın üst düzey polisin suç işlediği bir ülkede Korucunun da suç işlemesi normal” diyor. Sözen, Korucuların karıştıkları suçlarda özellikle sınır hattında kaçakçılık ve uyuşturucu ticareti iç bölgelerde ise arazi ve kız kaçırma olaylarının olduğunu doğrulayarak şöyle konuşuyor: “Bilge Köyü Katliamı Korucu silahlarıyla yapılmadı. Köylüler arasındaki bir kavgaydı. Ayrıca Koruculuk meselesi değil köy savaşıydı. İşlenen her suçta bütün Korucuları suçlamak doğru değil. Sınır boylarında kaçakçılığa ve uyuşturucuya karışan Korucular var. İç bölgelerde ise Korucuların karıştığı suçlar genelde kız kaçırma suçu bu da o kadar çok büyük bir oran değil.” 

Bilge Köyü eski muhtarı Abdurrahman Çelebi ise Sözen’in aksine köyde gerçekleşen katliamda kullanılan silahların Koruculara ait olduğunu söylüyor. Çelebi, Bilge Köyü Katliamı’na benzer bir katliamın 1994 yılında yine Korucular tarafından gerçekleştiğini ifade ediyor. Amed Göçder Başkanı Yılmaz Kan ise Koruculuğa dair en büyük suçun köy yakma ve boşaltmaları olduğunu ve Kürdistan’da 90’lı yıllarda boşaltılan, yakılan köylerin sebebinin Koruculuk dayatması ve Korucu baskısı olduğunu söylüyor. 

Bölgedeki aşiretler ve Korucularla görüşerek Koruculuğa dair çalışma yapan Bingöl Üniversitesi’nden Akademisyen Mehmet Seyman Önder ise Korucuların karıştıkları suçlardan birinin de PKK’ ye yardım ve yataklık olduğunu ve bu nedenle 2 bin Korucu hakkında soruşturma açıldığını belirtiyor.

 

“Toplumsal bölünmeye sebep” 

 

Korucuların yeniden devreye girmesini askeri strateji açısından doğru bulduğunu ifade eden Mehmet Seyman Önder, ancak bu durumun toplumsal açıdan bir bölünmeye sebep olduğunu da söylüyor. Bölgede devlet ile PKK arasında sıkışanların çoğunlukla Koruculuğu tercih ettiğini belirten Önder, “TSK açısından PKK’nin önünün kesilmesi için bölgeyi tanıyan Korucuların devreye girmesi önemli bir faktör. Çünkü Korucular bir PKK’li gibi düşünebilir. Ancak bunun devreye girmesiyle özellikle Korucular PKK sempatizanları tarafından “hain, işbirlikçi” olarak görüldükleri için bir toplumsal bölünmeye sebep” diye yorumluyor. 

 

“PKK semtapatizanları da Korucu olabiliyor” 

 

Devlet baskısından dolayı Korucu olanların arasında PKK sempatizanları ya da milliyetçi Kürtlerin de olduğunu söyleyen Önder, “Genellikle PKK alanlarından uzak ancak devlet baskısının olduğu köylerde özellikle milliyetçi Kürtler Korucu olabiliyor. Çünkü operasyona katılmayacaklarını biliyorlar. Özellikle son genel seçimlerde Korucuların yüzde 9’u HDP’ ye oy verdiklerini açıklamış yüzde 24’ü de çekimser cevap vermişti. Bu da Milliyetçi Kürtlerin de Korucu olabileceklerini gösteriyor” diyor. 

Korucuların Çözüm Süreci’nde neden silah bırakmadığı konusunu ise Önder şöyle yorumluyor; “PKK ile Çözüm Süreci yürütüldüğünde PKK silah bırakmadığı için Korucular tasfiye edilmedi. Devlet PKK’ ye karşı Korucuları bir koz olarak tutuyor. Ancak Korucular artık 90’lı yıllar karıştıkları suçlar gibi suçlara karışamaz bir durumda. 90’lı yıllara dair AİHM’e taşınan davalarda Türkiye’nin uluslararası prestiji düştüğünden devlet artık bu tür suçlara göz yummayacaktır. Eskiden Koruculara ‘öldürün’ deniliyordu şimdi sadece ‘koruyun’ emri var.” 

 

“Çözüm Sürecini yaşanmamış sayıyoruz” 

 

Ziya Sözen ise bu durum için “Biz Korucular Çözüm Sürecini hiç yaşanmamış saydık” diye değerlendiriyor. “Silahlar üzerine beton dökülünceye kadar savaş devam edecek. Korucuya devletimiz ihtiyaç olduğu sürece devletimizin yanına yer alacağız” diyen Sözen sözlerini şöyle sürdürüyor: “Çift taraflı silahlar susmayacak, PKK bırakana kadar mücadele edeceğiz. Ama devletimiz silah bırakmayacak. O dönem HDP, Avrupa Birliği’nden ve sözde aydınlar Korucuların kaldırılması konusuna bir beklenti içerisine girdiler. Biz bu süreci yaşanmamış saydık. Korucular Çözüm Süreci’nde tehdit edildi. Asker ve polis kışlasından çıkmadı ama biz Çözüm Süreci’nde baraj inşaatları olmak üzere birçok yeri korumaya devam ettik. O süreçte de 13 arkadaşımız hayatını kaybetti. Barış kardeşlik huzur gelecekse biz gövdemizi taşın altına koymaya hazırız ama bunun gerçekleşmeyeceğiniz görüyoruz.” 

 

“Özel Güvenli Bölgeler Koruculuğa sebep” 

 

Yeni Korucu alımındaki başvuruları değerlendiren Seyman en önemli sebeplerden birinin özellikle bölgede ilan edilen Özel Güvenlikli Bölgeler olduğunu söylüyor. Bu bölgelerin ilanıyla hayvancılık ve tarımla uğraşanların bölgelerine girmeleri yasaklanınca Koruculuğa başvurmak zorunda kaldığını ifade eden Önder, “Bölge ekonomisi savaş dolayısıyla çöktüğü için halkın bir kesiminin Koruculuğa başvurmaktan başka çaresi kalmıyor” diyor. Öte yandan PKK ile husumetli olanların da Koruculuğa başvurduğunu belirten Önder, özellikle 90’lı yıllarda Siverek’te Bucak Aşireti ve Hakkari, Şırnak ile Muş’ta Korucu aşiretleri bu duruma örnek gösteriyor. 

 

"Koruculuk mağdurları anlatıyor"

 

Öte yandan bir de Koruculuk dolayısıyla Kürdistan’da mağdur olan binlerce insan var. Özellikle Koruculuk dayatması ve Korucuların karıştıkları suçlar dolayısıyla Kürdistan’dan metropollere yoğun göçler yaşandı 90’lı yıllarda. Bu aile üyelerinden biri olan 46 yaşındaki Yusuf Çetin, Koruculuk sisteminden dolayı yaşadıklarını “Ya Korucu olun ya da köyü boşaltın” sözleriyle özetliyor. Mardin Dargeçit’e bağlı Kumdere Köyü’nden 92 yılında göç eden Yusuf Çetin, o dönem yaşadıklarını şöyle anlatıyor;  “1992 sonbaharında Dargeçit Tabur Komutanı Ali Tapan köyümüze gelip Koruculuk teklifinde bulundu. Köyün ileri gelen yaşlılarına 7 silah vermiş. ‘Köy halkı olarak ya Korucu olacaksınız ya da köyünüzü boşaltacaksınız’ denildi.. Biz de ’kime karşı Korucu olacağız’ diye itiraz ederek köyü boşaltmayı kabul ettik. Biz köyü boşaltmadan önce 1 hafta boyunca her gün köyün yakınlarına top atışları oldu, hayvanlarımızın yemlerini ateşe verdiler. 120 haneliydi köyümüz. Köyün tamamı Dargeçit’e taşındı. Hızlıca köyü boşalttığımız için köyden almamız gerekenler olduğunda gidip tabur komutanından izin alarak köye gidiyorduk. Xirabe diye komşu bir köy vardı. Onlar Koruculuğu kabul etmişti. Köye giderken Koruculara da imza vererek gidiyorduk. İzinsiz gidenleri ise vuruyorlardı. İlçede de yapacak bir şey kalmayınca metropole göçmek zorunda kaldık. Benim gibi yüzlerce insan vardı. Sırf toprağından ayrılmamak için kabul etmek zorunda kalan yaşlılarımız da vardı. Biz bu nedenle çok bedel ödedik. Ödemeye de devam ediyoruz.” 

 

“Kabul etmedik diye işkence yaptılar” 

 

Mardin Dargeçit’e Bağlı Sümer Köyü ise Koruculuğu kabul eden köylerden. Korucu olmaktansa göç eden 52 yaşındaki Ahmet Çiçek ise  şöyle anlatıyor o günleri; “Sümer Köyü kabul etti. Bizi silahlarla baskı altına almak istediler biz de kabul etmeyerek Alayurt Köyü’ne taşındık.  Sümer Köyü’ndekiler zorunlu bir şekilde kabul etmek zorunda kaldı. Kardeşlerimizle ayırdılar bizi. Koruculuğu kabul etmediğimiz için köydeki erkekler askerler tarafından alındı. Bir derenin kenarına götürerek işkence yaptılar. Biz de buna rağmen kabul etmeyerek göç etmek zorunda kaldık.”

 

Kaynak BasNews






Etiketler : korucu pkk

FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Dosyalar Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Dünyanın en pahalı 10 şehri
    Dünyanın en pahalı 10 şehri
  • Yargı yılı açılışından çarpıcı kareler!
    Yargı yılı açılışından çarpıcı kareler!
  • Taksim'deki CHP Mitinginden kareler!
    Taksim'deki CHP Mitinginden kareler!
  • Toplu taşıma araçlarında ilginç kareler
    Toplu taşıma araçlarında ilginç kareler
  • Silopi saldırılarının tahribatları
    Silopi saldırılarının tahribatları
  • Türkiye'den 1 Mayıs manzaraları!
    Türkiye'den 1 Mayıs manzaraları!
FOTO GALERİ