Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      81,71
      % 0,22
      BIST
    • DOLAR
      3,81
      % 2,321
      Dolar
    • EURO
      4,04
      % 1,932
      Euro
    • ALTIN
      147,37
      % 0,359
      Altın


Mehmet BELEK


Facebookta Paylaş









Zamanda yolculuk....
Tarih: 06-03-2015 07:19:00 Güncelleme: 06-03-2015 09:08:00


Sizlere, bizlere anlatıldığı gibi, ‘evvel zaman içinde, kalbur saman içinde’ diye başlayıp, devamla ‘zamanın birinde’ diye çağlar boyu süregelen bir masal anlatmak isterdim.

Bizlere; binlerce kez anlatmaktan bıkmayan büyüklerimize özenip,  hayal dünyanıza girerek, âlemin kralı diye aslanı, anasının gözü kurnaz bir tilkiyi, hoşaftan anlamaz dünyayı sırtlayan hamal bir eşeği, güdülmekten başka bir işlevi olmayan bir koyunu, laftan anlamayan bir öküzü, sıfır hafızalı bir balığı, kaba saba bir ayıyı, inadıyla meşhur bir keçiyi, çalışıp çabalayıp bir baltaya sap olamayan bir ineği, hiçbir işe yaramazken başımıza musallat olmuş bir sivrisineği, tiksinmenin ürkütücü yüzü bir fareyi…………beyninize işleyip sizi uyutmak isterdim ama, ne yazık ki bu konularda yeteneksizim.

En iyisi; ayakları yere basan, tadı acımtırak masalımsı bir öykü yazmak.

Bu öykünün geçtiği yerler de, kahramanları da sanal…

Bendenizin bir fantezisi olarak da algılayabilirsiniz.

 

*

 

Zaman adeta durmuştu

Yumurtayı güneşe koysan pişirecek kadar kavurucu bir sıcak vardı.

O; kimi saray yavrusu, kimi ortaçağın şatolarını andıran hilkat garibesi şatolarını andıran, kimi de daha mütevazı evlerin arasından, tozlu topraklı yollardan süzülüp gidiyordu…

Nereye?

Bilmiyordu ki…

Alınlarında ‘maşallah’ ya da ‘mülk Allah’ındır’ yazan süslü evler bomboştu.

Gölgesine sığınacağı bir ağaç bile yoktu.

Şu sağında kalan tek tük ağaçlı saray yavrusu evin duvarından atlayıp, bir ağacın gölgesine sığınmayı düşünse de bu pek akıllıca gelmedi kendisine.

Maazallah, işin içinde hırsız diye damgalanmakta vardı.

Ortalığı kesif bir bok kokusu sarmıştı.

Henüz kanalizasyon yoktu.

O lüks tuvaletlerin altına, kerpiçten inşa edilmiş eski evlerin dışında, açılan bir çukurun üstüne yapılan dört kerpiçli tuvaletler gibi.

Hükümetlerin yaptıkları yollara burun kıvıranlara bu kokuları biraz koklatmak gerek. Be hey memnuniyetsiz, alt yapı olmadan üst yapı neye yarar, bok koklamaktan başka?!

Kendi kendine gitmeliyim diye düşünüyordu.

Mutlaka gitmeliyim…

Gitmezsem olmaz…

Bu yerleşkelerin en görkemli evini ben yapacağım, herkese ‘gidinde ev görün’ dedirteceğim.

Hele bir gitsem…

Ne pahasına olursa olsun gidecekti.

Anası yaşındaki bir gâvur karısıyla evlense de ya da evlenmiş gibi yapıp o moruklara onlarca yılını feda etse de, kamplarda sürüm sürüm sürünse de gitmeliydi.

Kendisi için yanıp tutuşan, aşk dolu bakışlar fırlatan, güzeller güzeli komşu kızını görmüyordu bile.

Şimdi uzaklarda olan arkadaşlarının bire bin katarak anlattıkları o çekici dünya varken, bunları düşünecek zamanı yoktu.

Para kazanmalıydı, hem de çok para…

En güzel ev, en birinci araba onun olmalıydı.

Bunları babadan kalma tarlasını tapanını akıllıca işletse, şöyle sıradan bir zanaat erbabı olsa, ta oralara gitmeden de başarabileceğini hiç ama hiç düşünmüyordu.

Anlatanı, öğreteni, örneği de olmamıştı ki…

Gideceği yer, bir köprü mesafesiydi nihayet…

Çoğu bulunduğu taraf Asya, azıcığı köprünün diğer yanı Avrupa…

Kapısında yıllardır süründüğü Avrupa’ya alınmayan, yaptığı köprüden bir türlü karşıya geçemeyen ülkesi geçemese de, o geçecekti.

Geçti de…

Ülkesini tanıması, Konya’nın Alâeddin Tepesi ile Ankara’nın Gençlik Parkı arasına sıkıştırılmış kahramanımız, bambaşka bir dünyadaydı artık.

Güzel ve temiz yollar, güzel ve ihtişamlı yapılar, güzel ve düzenli bir trafik, güzel ve bakımlı kızlar.

Hayat güzeldi.

Şallak mallak olmuştu.

Büyülenmişti…

Artık saray yavrusu bir ev, en birinci bir araba, güzel bir hatun yetmez diye düşünüyordu.

Çokça sarayları, çokça arabaları, harem kuracak kadar hatunları olsun istiyordu.

Çok zaman geçmişti ve su misali akıp gidiyordu.

Çok zaman kaybetmişti

Arayı kapatmalıydı…

Ama nasıl?

Bir işe girerek çalışmak, elbirliği ile açacağı bir restaurantı işletmek kaçırdığı zamanı geri getirmezdi ki…

Ona ‘kısa yol erişimi’ gerekliydi…

Öyle de yaptı…

Para tatlıydı, işler tıkırındaydı.

Alın teri dökerek kazananları ‘enayiler’ diye aşağıladığı bile oluyordu.

Kaçırdığı zamanları geri getirdiğini, arayı kapattığını düşündüğü ya da düşündüğünü sandığı bir anda da, akşamın loş karanlığında buz gibi yolun üzerinde, yüzükoyun öylece yatıveriyor buldular onu.

Kanlar içinde, kımıldamadan yatıyordu.

Kurşun yağmuruna tutulmuştu.

O kurşun yağmurunun damlalarından 7 sini buyur etmişti.

Hastanede yatıyordu şimdi…

Ölü gibi…

Başa dönmüştü…

Yine zaman geçmiyordu.

Yine zaman durmuştu.

 

*

 

Şimdi zar zor nefes alırken; kendi kendine nerde, ne zaman, ne olmuştu diye sorular soruyor mudur acaba?

Nerde hata yaptığını anlamış mıdır ki?  

Bırakın masal anlatmayı, ‘zamanın birinde biri varmış’ diye başlayarak beni anlatın diyebilecek mi?

Zamanı tersten okuduğunda ‘namaz’laştığını hiç görebilmiş miydi?

İki rekât ‘şükür namazı’ kılsaydım, tüm bunlar başıma gelir miydi acaba diye kendini sorguluyor mudur acaba?

 

 

 

 





OGUZKAYHAN / 03-05-2015 05:08

kalemine yuregine saglik bir avrupaklasigi ve gercegi GØZUNKOROLSUN GURBET NE COK GELENINVAR GELIPTE DØNMEYENIN VAR GØZU ACIK NE COK ØLENIN VAR ØYLE ØVDULERKI ØYLE ØVDULER BENI VATANIMDAN KARA GØZLU YARIMDAN ETTILER. OGUZKAYHAN



YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Yargı yılı açılışından çarpıcı kareler!
    Yargı yılı açılışından çarpıcı kareler!
  • Taksim'deki CHP Mitinginden kareler!
    Taksim'deki CHP Mitinginden kareler!
  • Toplu taşıma araçlarında ilginç kareler
    Toplu taşıma araçlarında ilginç kareler
  • Silopi saldırılarının tahribatları
    Silopi saldırılarının tahribatları
  • Türkiye'den 1 Mayıs manzaraları!
    Türkiye'den 1 Mayıs manzaraları!
  • Erdoğan konuştu sosyal medya yıkıldı!
    Erdoğan konuştu sosyal medya yıkıldı!
FOTO GALERİ
YUKARI