Bugun...

Suruç !!!

 Tarih: 21-07-2015 08:10:00
Mehmet BELEK

Her zaman olduğu gibi…

Ha bu gün, ha yarın derken…

Bekliyorduk…

Her derin sessizliğin ardından, mutlaka bir fırtınanın kopacağını biliyorduk…

 

*

 

Bir avuç kadardı onlar…

Kimi; ’12-Mart’ta, kimi; ’12 Eylül’de yok oldu!

Kimi; ‘darağaçlar’da sallandırıldı!

Kimi; ‘faili meçhuller’de listelendi!

Kimi; ‘eğitim zayiatı’ diye postalandı!

Kimi; ‘emniyetin 4.katı’nda pikeledi!

Kimi; ‘kodesler’de çürümeye terk edildi!

‘………’!

Yetmedi!

Maraş’ta ‘kim vurdu’ya…

Sivas’ta ‘yangın’a…

Dağlıca’da ‘hesap kapatmaya’

‘……...’!

Feda edildiler…

Ama yine de yetmedi!

Yetse; ‘Suruç’ yaşanır mıydı?

Bombalar patlar mıydı?

Kan gölünde boğulur muyduk?

Ağıtlar yakar mıydık?

‘31can’a ağlaşır mıydık?

 

*

 

Görememişlerdi!

Bir zamanlar aynı safları paylaşan; ‘Ulusalcılar’ın nasyonal sosyalizmin kamplarına nasıl çekildiklerini…

Kemalizm’in statükocu limanlarına nasıl demir attıklarını…

‘Aydınlık’ yarınlar adına, ‘vatan’, ille de vatan diye yırtınanların, bambaşka hesaplar içinde olduklarını kavrayamamışlardı…

‘Yoldaş’ bellediklerinden çoğunun ‘koldaş’ olduğunu…

‘Bizim meskenimiz’ diye övünerek ve güvenle sığındıkları sendikalarının, ‘sarı’lara boyandığını…

Sistemin kendilerini ‘bozuk para’ gibi harcadığını…

 

*

 

Hâlâ da anlayabilmiş değillerdi!

Anlasalardı…

‘Paravan terör şirketleri’nin gönüllüleri olurlar mıydı?

‘İki oyuncak’la kandırılabilirler miydi?

Sömürgecilerin sanal tetikçisi ‘Fuat Avni’nin kuklası olup, onu haklı çıkarıp, sevinçlere gark ederler miydi?

Bu ülkede; siyasetin de, borsanın da, paranın da, vurgunların da, yazar-çizerliğin de hep ölümler üzerinden yapıldığının bilincinde olsalardı, ‘hedef tahtası’ olurlar mıydı?

 

*

 

Ne zaman?

‘Madalyonun arka yüzü’ne bakmayı becerebileceğiz?

Aynı madalyonun hep şatafatlı ön yüzüne kanmamayı öğreneceğiz?

‘Matruşka bebekleri’ne benzer birbirinden çıkma bebekler misali, ‘oyun içinde oyun’lara, artık kanmayacağız?

 

*

 

Ne zaman?

Her olaydan iktidarları suçlama hastalığından kurtulacağız?

Her ülkenin ‘istihbarat zaafları’nın olabileceğini görebileceğiz?

Her insanın başına bir bekçi dikilemeyeceğini anlayacağız?

Elinde belge olmadan, atan-tutan, karalayan tabansızların ekmeğine yağ sürmekten vazgeçeceğiz?

 

*

 

Ne zaman?

Vicdanımızın sesini duyacağız?

Sorgulamayı, olay ve olgulara tarafsız bakışı becereceğiz?

Linçlere, yargısız infazlara, katliamlara karşı ‘tek vücut’ olacağız?

Hangi nedenlerle olursa olsun, hangi gerekçelere dayanırsa dayansın ‘terör’ü birlik içinde lanetleyeceğiz?

Ağzımızdan çıkanı, kulağımız duyacak?

Haklının yanında, haksızla mücadele etmeyi öğreneceğiz?

Farklılığın rengârenk bir dünya olduğunun farkına varacağız?

‘Okuma’yı ve okuduklarımızdan ‘ders çıkarma’ bilincine erişeceğiz?

Ne zaman?

 

*

 

Bir avuç kadardı onlar…

Tıpkı, ‘kelaynak kuşları’ gibi…

Ne yazık ki; kelaynak kuşlarının neslini kurtarmaya çalışan dünya, bir avuç sosyalistin kökünü kazımakla meşgul…

Ne yaman çelişki; Ya Rab!

 

 

 

 

 

  Bu yazı 65121 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLANAN HABERLER
  • SON YORUMLANAN VİDEOLAR
YUKARI