İletişim    Kullanım Koşulları    Künye  
MANŞET HABER

Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Güncel | Ekonomi | Spor | Magazin | Kültür Sanat | Bilim Teknoloji | Eğitim | Sağlık | Röportaj
TEKEL işçilerinden alınması gereken hayat dersleri...
Yazar : Ferhan ŞAYLIMAN
Yorum Sayısı : 1
Tarih : 09-Şubat-2010
   
   

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 
 
Emeğiyle geçinen toplumsal kesimlerin, örgütlü bulundukları yapıları hareketlendirerek hak arama mücadelesine soyunmaları, uzun zamandır böylesine etkili bir biçimde ortaya koyulmamıştı. Bunu gelinen son noktaya bakarak söylemiyorum. Çünkü süreç artık eylemdekilerin aleyhine işliyor. Ben daha çok olayın ülkede yarattığı rüzgarla ilgileniyorum. Örneğin iktidar cephesinde, özellikle Başbakan’ın direnişi kırmak için takındığı öfkeli yaklaşımlar aslında kişiliğinin buzdağının altında kalan yanını göstermesi açısından çok önemli. Çünkü gelişmelerin bu boyutlara ulaşabileceğini kimse öngörmemişti. Nedenlerini açıklayacağım. Şimdi dilerseniz hayat derslerimizin sayfalarını birer birer çevirelim.
 
Birinci ders: Artık haklı olmak tek başına yetmiyor. Eğer haklılığınızı anlatabileceğiniz iletişim kanallarınız tıkalıysa ağzınızla kuş tutsanız bile nafile.
 
4 Şubat günü kitle örgütleri tekel işçilerine destek vermek amacıyla yurt genelinde 1 günlük iş bırakma eylemi yaptılar. Televizyonlar o akşam ana haberlerinde, eyleme katılımın beklenenden az olduğunu ısrarla vurgulayarak tekel işçisinin yalnızlaştırılmasında üzerlerine düşen görevi eksiksiz biçimde yerine getirdiler. Türk İş’in önündeki direniş çadırlarına daha başından itibaren televizyonlar kurulmuştu. Herkesin gözü kulağı Başbakanlık’tan gelecek küçücük bir gelişmedeydi. Şimdi kendinizi 50 günün gerginliğiyle, eylemin yapıldığı akşam orada yorgunluktan çökmüş bir halde haberleri izlerken düşünün. Yayındaki kanalların kimisi direnişe verilen desteği küçümsüyor, kimisi açıkça yalan söyleyip yok sayıyordu. Çadırlardaki insanlar için bundan daha büyük bir umutsuzluk, moral bozukluğu, çöküntü olabilir mi? Onları geçtik. Ülkenin dört bir yanında, sıradan insanın kafasında o haberleri izlerken oluşan düşünceleri de okumaya çalışalım:  Tekel işçisi haklılığını yitirdi. Ülkede o kadar işsiz varken bunların yaptığı ayıp. Zaten Başbakan da açıkladı: İşçilerin eylemleri ideolojiktir, hükümete karşı kışkırtmadır.
 
Şimdi bu yaklaşım ısrarla yinelenirse sonuç ne olur: Hem haklılığını yitirirsin hem de kışkırtıcı konumuna düşersin. Ayrıca benzer olaylarda toplumsal destek son derece önemli. O desteğin devamı, kamu vicdanının kararlılığı, iktidarın atacağı olumsuz adımları engeller.
 
Geçmişte de her iktidar medyayı kendi yörüngesine oturtmak için çaba harcadı. Bunda şaşılacak bir yan yok. Ama 2002 de AKP’nin iktidara gelmesiyle beraber başlatılan uygulamalara baktığımızda tek tip yayın organı yaratılması için nelerin yapıldığını açık biçimde gördük. AKP 2007 seçimlerinde de üstünlüğünü koruyunca bu baskılar dayanılmaz boyutlara ulaştı. Şimdi siz Başbakan’ın bazı yayın organlarını sert biçimde eleştirerek ‘‘Yalan yanlış haberler veriyorlar.’’ demesine bakmayın. Arada kalmış bir iki çatlak ses iktidarın gazete ve televizyonlara çektiği operasyonun sonucunu değiştirecek güçte değildir. Medyanın yeniden yapılandırılması işlemi tamamlanmıştır. Aradaki çatlak sesler için verilen tepkiler ‘‘Özgür basın’’ oyununun bir parçasıdır. Yine başa dönecek olursak medya son olayda önce bilgi kirliliği olmak üzere her yöntemi kullanarak tekel işçisini hükümetten daha acımasız bir biçimde köşeye sıkıştırmıştır. Yapılan olumsuz yayınların direnişin çözülmesindeki etkisini Şubat’ın sonuna ulaşmadan ne yazık ki hep beraber göreceğiz.
 
İkinci ders: Tekel direnişi çalışma yaşamındaki örgütlü yapıların iktidarın arka bahçesi haline geldiğini kanıtlamıştır.
 
4 Şubat’taki 1 günlük iş bırakma eylemine önceden katılacaklarını açıklayan Hak İş ve Memur Sen, o gün kararlarından caymışlardır. Bunun doğal bir tepki olduğunu söylemeye gerek yok. Hak İş hükümete siyasi destek vermenin ötesinde sendika kökenli milletvekili ihraç ederek neredeyse onunla organik bir bütünlük sergilemektedir. Hüseyin Tanrıverdi ve Agah Kafkas iki dönemdir AKP’de milletvekilliği yapan eski sendikacılardır. Hüseyin Tanrıverdi gösterdiği bağlılığın bir karşılığı olarak bu dönem Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilmiştir. Siz hiç bunların tekel olayında konuştuklarını duydunuz mu? İşin ahlaki boyutuyla ilgili tanımlamayı yapmakta inanın zorlanıyorum. Memur Sen’e gelince: O da kamu işyerlerinde Kesk ve Kamu Sen’in hakimiyeti kırılarak yine hükümet tarafından baskıyla oluşturulmuş bir memur sendikasıdır.
 
Yalnız Türk İş’in tarihine değil, birçok toplumsal gelişmeye baktığımızda tekel direnişi kolayca akıllardan silinecek gibi görünmüyor. Belki de sonuçları yakın gelecekte ortaya çıkacak, önemli bir kırılma noktasıyla karşı karşıyayız. Şimdi bu çapta yürüyen bir olayın Türk İş tarafından nasıl yönlendirildiğine bakalım. Yönlendirilme yok, teslimiyet var. Üstelik Erdoğan, konfederasyondaki yönetimin bir yıl önce kendisine gelerek koşulları kabul ettiklerini, yalnızca zamana ihtiyaçları olduğunu söylemedi mi? Türk İş’ten buna ilişkin hiçbir açıklama gelmedi. Demek tekel işçisi bundan bir yıl önce kapı dışarı bırakılmış. Daha da önemlisi Salih Kılıç’ın kaybettiği kongrede Mustafa Kumlu ve yardımcısı Ergun Atalay’ın Erdoğan tarafından Dolmabahçe’deki çalışma ofisine çağrılarak ‘‘Sizin seçilmenizi istiyorum’’ dediği defalarca yazıldı. Ona da yalanlama gelmedi. Başbakan’ın seçilmesini istediği yönetim bugün Türk İş’in başında.
 
Şimdi soru şu: Acaba Türk İş yönetimi tekel eylemi Şubat ayından önce bitse de kurtulsak mı diyor? Benim bildiğim sendikacı yumruğunu masaya vurdu mu ses getirir, kavgacıdır, inatçıdır, örgütçüdür. Ben bu iki ismi televizyonda hep mahcup ve başları önde görüyorum, utanıyorlar sanki. Acaba Dolmabahçe görüşmesinin etkisi mi? Çünkü bilindiği gibi eski Genelkurmay Başkanı da Erdoğan’la sarayda yaptığı görüşmenin ardından dut yemiş bülbüle dönmemiş miydi?
 
Bir soru daha: Türk İş 4C’nin iptali için yargıya başvurmaya hazırlanıyormuş. Sendika avukatları yargıdan bu düzenlemenin tümüyle kaldırılmasını talep ediyorlarmış. 8 yıl gecikmeyle gelen bir başvuru. Peki bunun insan haklarına aykırın bir düzenleme olduğunu söylemek için bunca zaman niye beklendi?
 
Üçüncü ders: İktidarın demokratikleşme söylemleri tekel eylemi boyunca sınavdan geçmiştir. Sınav sonucu: Bu çocuk bütünlemeye falan kalmaz, tasdiknamesi eline tutuşturularak okuldan atılır.
 
Demokratikleşme söylemleriyle mangalda kül bırakmayanlar, tekel eylemi karşısında gerçek yüzlerini sergilemek zorunda kalmışlardır. Çalışma yaşamında 4 C olarak adlandırılan statünün bir kölelik sistemi olduğu toplumdan ısrarla gizlenmektedir. Kemal Derviş 1999’da Amerika’dan Türkiye’ye kurtarıcı edasıyla postalandığında, o müthiş reformlarına kamu bankalarının özelleştirilmesiyle başlamış, faturayı önce çalışanlara keserek 10 bine yakın insanı kapının önüne koymuştu. 2002’den sonra özelleştirme dalgası tsunamiye dönüşünce ortada kalanlarla ilgili bir düzenleme yapılması zorunlu hale geldi. Bugün 20 binden fazla hakları ellerinden alınmış insan aynı koşullarda zorla, baskıyla çalıştırılmaktadır. 4C’nin ne olduğunu anlatması gerekenler de gerekli açıklamaları yapmadıkları için sıradan yurttaş işsizliğin onca tırmandığı bir aşamada tekel işçilerini anlayamamaktadır. 4 C statüsü çalışma yaşamını sendikasızlaştırma sürecinin çok önemli bir adımıdır. Eğer tekel direnişi kırılırsa geride şeker fabrikalarının ve TEDAŞ’ın özelleştirilmesiyle beraber aynı duruma düşecek 24 bin çalışan daha vardır.
 
Demokratikleşmeyi ağızlarından düşürmeyenler kitlelerin insanca yaşam taleplerini ideolojik buluyorlar. Hani ne oldu insan haklarına? Eğer sen yüz binlerce çalışanın geleceğini elinden koparıp alırsan, onları köleleştirirsen bunun adına demokratikleşme denilebilir mi? Çağdaş dünyanın hangi ülkesi yurttaşlarını bu statüde çalıştırıyor?
 
Tekel direnişi demokratikleşme yalanlarının ne kadar içi boş olduğunu onları dilinden düşürmeyenlerin suratına tokat gibi fırlatıp atmıştır.
 
Dördüncü ders: Örgütsüz, işsiz, sosyal güvenceden yoksun kitlelerin ortak paydası açlık ve yoksulluktur. İktidarın başörtüsü ve Kürt açılımı üzerinden yürüttüğü siyaset anlayışı direniş çadırlarında sabun köpüğü gibi eriyip gitmiştir.
 
Başbakan, tekel işçileri arasındaki başörtülülerin bilerek oralara yerleştirildiğini söylüyor. Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı ‘‘İşe şeytan karıştı, PKK çadırların içinde’’ diyor. Her iki söylem de AKP’nin 2002’den bu yana geliştirip büyüttüğü siyasetin köşe taşlarını oluşturuyor. Erdoğan’ın ‘‘Eşim başörtülü olduğu için Gata’ya alınmadı’’ açıklamasını da bu çerçevede düşünmek gerekmiyor mu? Oysa Türk İş’in önündeki çadırlarda yaşayanların derdi bambaşka. Tekel eylemi AKP siyasetinin argümanlarını yerle bir ettiği için tehlikeli bir konuma bürünmüştür. Üstelik bu Türk İş’in bile beklemediği boyutta büyük bir dalgadır.
 
Beşinci ders: Arkasına aldığı oy desteğiyle önüne geleni silindir gibi ezen AKP iktidarı, Genelkurmay’ın kozmik odalarını hallaç pamuğu gibi attırırken, Ankara’nın göbeğindeki naylon çadırlarda tökezleyip düşmüştür. İşin garip tarafı onu yere düşüren güç gerçekten bu amaçla yola çıkmamıştı. Eylem ikinci ayını doldurmak üzereyken bile tekel işçisinin hedefi değişmedi: Aş , İş , Ekmek.
 
İşte benim tekel işçisinden öğrendiğim hayat dersleri.
 
Umarım bunlara sizin de ekleyecekleriniz vardır.
 
Çünkü giderek küçülen hayatımızı başka biçimde kurtarmamızın yolu kalmadı. 
                        

 

 Yazdırılabilir Sayfa |  Word'e Aktar |  Tavsiye Et |  Yorum Yaz

Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır.

Nevzat Dağlı [ 09-Şubat-2010, 12:59 ]
Muhterem büyüğüme arzuhãl (2)

Tekel işçisiydim sokakta kaldım,
Hakkımı istesem kızar mısınız?
Fabrikam satıldı, işimden oldum,
Yanlış var bu işte, bozar mısınız?

Ses duyurmak için Ankara?dayım,
Konuştum; gazlanmak, cop oldu payım.
Sendikamla çare aramaktayım,
Lütfen bu sorunu çözer misiniz?

Günlerdir gurbette halim sersefil,
İçerim titriyor bak efil efil.
Biraz da işçiye olsanız kefil,
Emek düşmanını üzer misiniz?

Ölmek var, dönmek yok, kararım böyle,
Ekmek davası bu, bakma öfkeyle
Uyuduğum yeter kavalla, neyle,
Yoksa uyanmamdan bizãr mısınız?

Oğlumun, kızımın umudu bende,
Eşim ?diren? diyor, her gelen günde.
Başka çaremiz yok, istemesen de,
Varsa, başka kader çizer misiniz?

Beraber yürürdük yağmurda, karda,
Unuttunuz beni, şimdi yukarda.
Belki birgün siz de kalınca darda,
Yine işçi ile gezer misiniz?

İşimde umarken güzelleştirme,
Bana sille vurdu özelleştirme.
Açlık grevinde bana eştirme,
Bari mezarımı kazar mısınız?

Sizinle görüşmek, dertleşmek tabu,
O yüzden yazdırdım ben bu mektubu.
Dedim ki Nevzat?a: ?İşte halim bu,
Bana bir arzuhãl yazar mısınız??

Halk Ozanı Karamanlı Nevzat

Yorumların Tamamı

Bu Yazarın Önceki Yazıları

8 Mart Yüz Yıl10-Mart-2010

ANKET

CHP'li Kılıçdaroğlu'nun Genel Af yaklaşımını doğru buluyor musunuz?



Tüm Anketler

Untitled Document


Ana Sayfa | Arşiv | RSS | Sitene Ekle | Editöre Yazın | Haber İhbar Hattı | Künye

 

 

ManşetHaber.com © 2000 - 2010
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : (0312) 425 30 00 | Fax : (0312) 425 44 42
haber haberler gazeteler gazete manşetleri ankara evden eve nakliyat

 

site stats

Manşet Haber Klas Haber Kampüs Haber Taraftar Haber Enerji Haber Muhalefet EkoSeyir
- Güncel - Sosyete Haberleri - Güncel - Futbol - Enerji Haberleri - Gündem - Güncel
- Dünya - Dünya Magazini - Dünya - Basketbol - Petrol Haberleri - Siyaset - Ekonomi
- Politika - Dedikodu - Üniversiteler - Voleybol - Doğalgaz Haberleri - Avrupa Birliği - Borsa
- Ekonomi - Sıcak Haberler - Komik Haberler - Formula 1 - LPG Haberleri - Ekonomi - Para
- Medya - Cinsellik - İlginç Haberler - Milli Takım - Elektrik Haberleri - Dünya - Piyasa
- Magazin - Bodrum Haberleri - Teknoloji - Turkcell Süper Lig - Enerji - AB - Kobi
- Yaşam - Kemer Haberleri - Yaşam - BankAsya 1.Lig - Petrol - Yaşam - Şirketler
- Sağlık - Moda - Kültür Sanat - Şampiyonlar Ligi - Doğalgaz - Toplum - Otomotiv
- Kültür Sanat - Sağlık - MEB -YÖK - Premier League - LPG - Medya - Döviz
- Bilim Teknoloji - Sinema - Hava Yol - Bundesliga - Elektrik - Eğitim - Kur
- Eğitim - Astroloji - Sinema - Serie A - Hava Durumu - Sağlık - Altın
- Spor - Kadın - Üniversite - La Liga - Döviz - Kültür Sanat - İMKB