| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Güncel | Ekonomi | Spor | Magazin | Kültür Sanat | Bilim Teknoloji | Eğitim | Sağlık | Röportaj | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Şakir Eczacıbaşı; ne yaparsa yapsın hep ‘ağabey beyefendi’ydi… Bir dostuyla sohbetinde veya bir sofra muhabbetinde, en samimi, en rahat ortamlarında dahi beyefendi ve ağabey… Onunla tanışma ve defalarca sohbet etme fırsatı bulduğum mekanda; sohbet masasına ‘Şakir Bey’ olarak oturur, ama ‘Şakir Bey’ ve ‘Şakir Ağabey’ olarak kalkardı. Mekan, Sinema Sevenler Derneği lokaliydi. Sohbetlere katılmamı sağlayan ise Arif Keskiner. Şakir bey, Arif Keskiner’in ‘ağabeyi’siydi. Arif Keskiner onu ‘Şakir Bey’ diye karşılar, ‘Şakir Ağabey’ diye masaya buyur ederdi. Ve doyumsuz sohbetleri başlatırdı…’Şakir Ağabey’i neredeyse nefes almadan dinlerdim. Bir çınar gibi bilge, olgun, keyifli ve dolu doluydu onun sohbetleri. Anlatımı öyle keyifli ve sıcaktıki, nasıl oluyorsa yıllardır kendisiyle sohbet ettiğim duygusuna kapılırdım hep. Dilinde beyefendiliğin keyif ve samimiyetle yüklenip renklendiği bir üslup vardı… Tüm doğallığıyla kimi anılarını anlatırken, o sırada gözüne takılan bazı dostlarına tatlı tatlı takılmayı ihmal etmez, babacan kahkahasıyla sohbetin keyfini kıvamlandırırdı. Bir şekilde bilgilenmediğim tek bir sohbet konusu anımsamıyorum. Sörf yaptığı sohbet konuları hem renkli hem de öylesine zenginken, nefis bir Türkçeyle ve seviyenin dozu hiç değişmeden aynı zamanda bilgileniyor olmak doyumsuzdu. Hiç bitmesin isterdim. O; ‘Şakir Ağabey’ olarak anlatırken; ne İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın kurucusu ve yöneticisi olduğunu, ne kurup sayısız şampiyonluklar kazanan spor takımlarını, ne ülkenin en seçkin holdinglerinden birini yönettiğini, ne fotoğraf sanatçılığını, ne festivaller üstadı olduğunu, ne derlediği kitapları, ne de Milliyet Sanat Dergisi kurucusu olduğunu ne de sansüre karşı şampiyonluğunu anımsarsınız. Bilirsiniz ama anımsamazsınız; hatta bir anlamda hissedersiniz. Çünkü yaptıklarını etiket olmaktan çok daha ötedeki bir niyet ve duygu alanında yaptığını anlarsınız. Onlar; bir seminer ya da benzer amaçlı sohbetler değildi. Onun biraz soluklanmak, dostlarla keyifli anlar geçirmek istediği doğal aralıklardı. Bu yüzden; onun bu samimi ve ‘kendiliğinden’ anlarına tanık olmak büyük bir şanstı. Aslında şimdiki aklımla ‘şansmış’ demeliyim. Türkiye’nin belki de en ‘özgün burjuvası’ ve en ‘renkli entellektüeli’ni aynı masada defalarca dinlemiş olma şansıymış benimkisi… Ne yazıkki yıllar önceydi… Genç ve pişmemiş zamanlardı. Tanık olduğum ve paylaştığım her sohbetin ardından, onun bende bıraktığı hayata başka türlü bakma isteği dün gibi anımsayıp halen taşıdığım değerli bir izdir. Kültür, bilgi ve sanatın yaşama baktığımız sis perdesinin en zevkli düşmanı olduğunu fark etmemde çok değerli bir etkendir. Benim gibi kimbilir kaç kişide bu izi bırakmışsa, çabalarıyla kaçımıza katmışsa o kadar ‘çok’ kalacaktır ‘Şakir Bey’ ve en anımsamak istediğim haliyle ‘Şakir Ağabey’…
Bu habere toplam 1 yorum yazılmıştır. kerem mutlu
[ 01-Şubat-2010, 20:08 ]
şakir beyle tanışıp sohbet etmek ne büyük şans.
|
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||