Bugun...
Bizi izleyin:
    • BIST
      104,12
      % 0,12
      BIST
    • DOLAR
      3,5
      % -0,13
      Dolar
    • EURO
      4,18
      % -0,07
      Euro
    • ALTIN
      145,95
      % 0,50
      Altın



DIŞ POLİTİKADA FABRİKA AYARLARINA DÖNÜŞ!

Tarih: 09-01-2017 12:23:23 Güncelleme: 09-01-2017 12:38:23 + -


Araştırmacı Yazar Mehmet Demirkan, Türk dış politikasında Ahmet Davutoğlu döneminden bugüne meydana gelen değişimi Manşet Haber'e değerlendirdi.


DIŞ POLİTİKADA FABRİKA AYARLARINA DÖNÜŞ!

 

Demirkan'ın, Türk dış politikasına dair makalesi şöyle:

 

Mehmet DEMİRKAN

 

"Baştan beri Suriye politikasının büyük yanlışlarla dolu olduğuna inananlardanım. Tabii ki Esad rejiminin, zalimlerin yanında yer alacak değiliz. Şimdi bunları tamir ediyoruz, düzeltiyoruz."

 

Bu sözler Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş'a ait. 

 

Bu açıklama gösteriyor ki, AK Parti dış politikada uzun zamandır izlenen "şahin bölgesel güç" yaklaşımını terk ediyor. 

 

Bu yaklaşımın mimarı hiç kuşkusuz Ahmet Davutoğlu ve ekibiydi. Özelikle "Arap Baharı" olarak adlandırılan ve birçok ülkeyi enkaz haline getiren süreçte Türkiye'nin izlediği proaktif dış politika zirve yaptı.  

 

Bu proaktif yaklaşım o zaman Türk dış politikasının yapıcıları için de yeni durumdu. İçine kapalı, itidalli yaklaşım yerini hızlı kararlarla anında tepki vermeye bırakırken Dışişleri Bakanlığı, dijital hız çağının gereklerine ayak uyduramamakla eleştiriliyordu. 

 

Bu süreçte Ahmet Davutoğlu ve ekibi havalandı. Ama ne havalanma. yola çıktı. Dünyayı bir uçtan diğerine kat etmeye başlayan ekip, Türkiye'ye uğramaz oldu. Dışişleri Bakanlığı'nın geleneksel çalışma tarzı terk edildi. "Stratejik Derinlik"in yol gösterdiği hoca ve ekibi için Dışişlerinin ilgili dairelerin hazırladığı raporlar, uyarılar artık yok hükmündeydi. 

 

Bununla birlikte proaktif yaklaşım bütün dikkatlerin Türkiye'ye yönelmesini sağladı. İstanbul uluslararası toplantıların merkezi hailine geldi. Özellikle demokrat Amerikan yönetimi ile çok uyumlu bir çalışma yürütülüyordu. Türkiye "Arap Baharı" sürecine yön veren ülke haline geldi. Libya'da, Mısır'daki dikta rejimleri yıkılırken aktif rol üstlenildi. 

 

Büyük ağabey görüntüsündeki Türkiye, Arap halklarının nefret ettiği İsrail'e de posta koyuyordu ki, bu durum yıldızını iyice parlatıyordu. Arap ülkelerinin sokaklarındaki gösterilerde Recep Tayyip Erdoğan'ın posterleri taşınıyordu.  

 

Ancak Türkiye'nin izlediği dış politika Suriye'de bütün hızıyla duvara tosladı. Esad rejimini devirmek üzere çıkılan yolda yapılan ittifaklar Türkiye'nin başını büyük belaya soktu.  

 

Şimdi yıllarca izlenen ve koşulsuz desteklenen bu politikalarda başarısızlığın sorumluları,  açık bir dille söylenmese de, dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu olarak görülüyor.  

 

Ve Türkiye yine bedeller ödeyerek çok güç bir manevra yapıyor, dış politikada fabrika ayarlarına dönmek için.   

 

Öncelikle yakın komşularla ilişkiler yeniden tesis edilmeye çalışılıyor. Bu yeni yaklaşımda izlenecek yol bugünlerde Ankara'da toplanan Türkiye'nin dış temsilciliklerinde görev yapan büyükelçilerine anlatılıyor. Türkiye'nin hassasiyetleri, karşı karşıya olduğu terör saldırıları ve FETÖ ile mücadele. Ne acıdır ki, bundan sadece birkaç yıl önce aynı toplantıda vatana ihanet eden Gülen Cemaati'ne destek olmak ve onlara yol vermek için yapılması gerekenler anlatılmaktaydı. 

 

Büyükelçiler Ankara'da toplanmadan bir gün önce  Başbakan Binali Yıldırım Irak'taydı. Büyük  bir kriz yaşanan Irak'la ilişkiler de tıpkı İsrail ile olduğu gibi düzeltilmeye çalışılıyor.  

 

Bunun iki sebebi var. İlki kilitlenen Orta Doğu politikasına nefes aldırmak, ikincisi ise Türkiye'de yaşanan ekonomik krizi hafifletmek.   

 

Irak 2014 yılına kadar Türkiye'nin ihracatında Almanya'dan sonra ikinci sırada yer alıyordu. 

 

Rakamlar çok çarpıcı ihracatımız on milyar doların üzerinde seyrederken, ithalatımız ancak milyon dolar civarındaydı. 

 

Ancak bu durum Türkiye'nin izlediği bölgesel politikada Sünni yaklaşımı ön plana çıkarması ile değişti. Üstüne bir de IŞİD Musul'u ele geçirince tam bir felaket yaşanmaya başladı. Kaosta İran'ın Bağdat yönetimi üzerindeki nüfuzu arttı. İhracat bıçakla kesilir gibi durdu.  

 

Başbakan Yıldırım'ın ziyaretinin temelinde Başika'daki Türk askeri varlığının sana erdirilmesi ya da Kuzey Irak'ta Kürtlerin PKK'yı dışlamaları gibi konuların ön plana çıksa da, ekonomik ilişkilerde tekrar eski günlere dönmek için birçok girişim yapıldı.  

 

Ancak Irak'ta dengeler çok hassas. 

 

Bağdat ile Erbil arasında, Kürdistan Bölgesi'nin Türkiye üzerinden yaptığı petrol ihracatı oranları konusunda uyuşmazlık var. Bağdat bu uyuşmazlıkta Erbil'i suçlamakla birlikte, Türkiye'nin de yeterince şeffaf davranmadığını ileri sürüyor.

 

Başbakan Binali Yıldırım ziyaretinde artık üst perdeden konuşmak yerine, muhataplarını önceleyen bir tavır içinde oldu. Türkiye şimdi Ankara-Bağdat-Erbil ekseninde uluslararası ilişkilerin hassas dengelerinde ustaca hamleler yaparak  mezhepler üstü bir anlayışla politikalar üretme çabasında. Ancak bu tam bıçak sırtı bir durum. 

 

Son dönemde tıpkı Türkiye gibi proaktif dış politika izleyen ve Sünni Arap yaklaşımının öncüsü, kol kola girerek bölgesel politikalar ürettiğimiz Suudi Arabistan olan biteni sessiz biçimde izliyor. Türkiye'nin birden bire tekrar Şiilerle iyi ilişkiler kurmaya çalışmasından hiç memnun olmadıkları kesin. 

 

Üstelik Türkiye yeni süreçte Suudi Arabistan'ın sözünden çıkmadığı Amerika Birleşik Devletleri ve batı bloğu ile büyük gerilim yaşıyor. Türkiye görevi 20 Ocak'ta sona erecek eski demokrat yönetim ile bağını tamamen kopartmış durumda. Yeni döneme yatırım yapılıyor. 

 

Öyle bir durum var ki, Başbakan Binali Yıldırım AK Parti grubunda Donald Trump’a “Bitir bu kepazeliği!” çağrısı yaptı. Başbakan Yıldırım topal ördek konumundaki Obama yönetiminin Suriye’de IŞİD’e karşı müttefiki Türkiye’yi reddedip, PKK’nın uzantısı PYD’ye destek vermesinden duyduğu sıkıntıyı dile getiriyor.

 

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ise Trump hükûmetinden umutlu.  Önümüzdeki döneminde ilişkilerin iyiye gideceğini söylüyor. 

 

AK Parti milletvekili Şamil Tayyar, Twitter hesabında “Reina eyleminin tetikçisi kim olursa olsun arkasında CIA var.” diye yazdı.

 

Sadece ABD değil İngiltere ile de ilişkilerde sıkıntılı bir hava hakim.  Örneğin AB Bakanı Ömer Çelik  İngiltere’nin AB Bakanı Alan Duncan’a, “IŞİD eylem yaptığında yanımızda olduğunuzu söylüyorsunuz, PKK yaptığında değil.” dedi. 

 

Türkiye uzun bir süredir sürdürdüğü El-Bab Harekâtı için ABD'den destek bekliyor. Ancak beklenen destek gelmiyor. Bunun Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından dile getirilmesinin ardından ABD'den dalga geçer tarzda bir açıklama geldi. 

 

Pentagon ABD uçaklarının Türkiye’nin talebi üzerine havalandığını ama IŞİD mevzilerine ateş açmadığını, “gövde gösterisi” yaptığını söyledi.

 

Yani ABD öncülüğündeki koalisyon uçakları Adana'daki İncirlik üssünü kafalarına estiği gibi kullanırken koalisyonun üyesi olan Türkiye’nin El-Bab'da sürdürdüğü savaşa binbir türlü bahane ile destek vermiyor. 

 

Bunun hemen ardından Savunma Bakanı Fikri Işık, bu gelişmelerin hükümette İncirlik üssünün kullanımına dair “sorulara” yol açtığını söyledi.

 

Türkiye, ABD'nin cumhuriyetçi yeni başkanı Trump'tan, Fethullah Gülen'i iade etmesini ve PKK/PYD'ye destek vermekten vaz geçmesini bekliyor. 

 

Peki bu mümkün mü? 

 

Bu noktada devreye ABD derin devleti giriyor. Trump seçildiği günden yemin edeceği 20 Ocak'a kadar bilgi bombardımanı altında. Bu eğitim sürecinin ardından ortaya nasıl bir Trump'ın çıkacağını göreceğiz. Ancak ABD politikalarında bir değişimin olacağına kesin gözüyle bakılıyor. 

 

ABD'den istediğimizi alabilir miyiz? Bu sorunun cevabı "Evet." ama bir şartla. Ona koşulsuz itaatle istediği her şeyi verirsek. Çünkü Trump ve ekibi her şeyin bir bedeli olduğu düşüncesinde.  

 

Benzer çetrefilli bir durumu da Rusya ile ilişkilerde yaşıyoruz. Sınırımızı ihlal eden savaş uçağının düşürülmesinin ardından kopma noktasına gelen ilişkiler özür dilenmesinden sonra tekrar düzelme eğiliminde. Bu olumlu hava Ankara'da Rus büyükelçisinin bir çevik polis tarafından öldürülmesi ile bozulmaya çalışılsa da, başarı sağlanamadı. 

 

Konu üzerinde Ankara'da çalışan Rus uzmanların ne sonuca ulaşacakları merakla bekleniyor. Türk tarafından asla paylaşım olmayacaksa da,  Rus medyasının ulaşacağı bilgileri hemen paylaşacağına kesin gözüyle bakılıyor.  

 

Bu ılıman süreçte kimilerine göre Türkiye ile Rusya yanlarına İran'ı da alarak Orta Doğu’yu biçimlendirecek.  

 

Ancak yıllardır bataklığa çevrilen bu coğrafyaya, şu anda binlerce istihbarat ajanının dolaştığı topraklara, politik yaklaşımları taban tabana zıt ülkelerin yaptıkları ittifakların huzur getirebilmesi mümkün değil.  

 

Unutulmaması gereken en önemli konu artık Sovyetler Birliği yok, kapitalist Rusya var. Rusya hatta Avrasya ülkelerinin ilişki modelleri blokların menfaatleri üzerinden değil, ülkelerin birbirleri ile olan çıkar ilişkileri üzerinden biçimlenmekte. İşte bu sebeple ülkeler arasındaki ilişkiler, düşmanlıklar ya da dostluklar mikro ölçekteki çıkarlar çerçevesinde vücut buluyor.

 

Bununla birlikte ABD ve küllerinden yeniden doğan Rusya etki alanlarını genişletmek için son dönemde olağanüstü bir mücadele vermekte. Trump, Moskova'ya selam yollasa da, çıkarların çatıştığı noktada elindeki nükleer gücü kullanmaktan bile çekinmeyecek bir yaklaşımı olduğunu herkes biliyor. 

 

Trump, kendisine bağlı bloğu haraca bağlamak istiyor. NATO'yu reddediyor. "Eğer ABD bir ülkeyi savunacaksa bunun bedelini ödemeli." diyor. Tıpkı Suudi Arabistan ve zengin Körfez Ülkelerinin yıllardır yaptıkları gibi. 

 

Türkiye'de bu çatışmanın ortasında içine düştüğü krizleri aşıp az hasarla düze çıkmaya çalışıyor. Yeni tercihler kullanıyor. İlişkilerini tekrar normalleştirmeye çabalıyor. Ama Türkiye'nin bulunduğu coğrafyada iş çığırından çıkmış gibi görünüyor. 






FACEBOOK YORUM
Yorum

DİĞER Güncel Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • CHP'nin Adalet Yürüyüşünden görüntüler!
    CHP'nin  Adalet Yürüyüşünden görüntüler!
  • Dünyanın en pahalı 10 şehri
    Dünyanın en pahalı 10 şehri
  • Yargı yılı açılışından çarpıcı kareler!
    Yargı yılı açılışından çarpıcı kareler!
  • Taksim'deki CHP Mitinginden kareler!
    Taksim'deki CHP Mitinginden kareler!
  • Toplu taşıma araçlarında ilginç kareler
    Toplu taşıma araçlarında ilginç kareler
  • Silopi saldırılarının tahribatları
    Silopi saldırılarının tahribatları
FOTO GALERİ
YUKARI